"Bir Mutfak Dolusu Hatıra, Bir Avuç Emek"
Gaziantep’te sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, o eski taş evlerin mutfaklarından bir ses yükselmeye başlar... Bu ses, ne bir makinenin ne de bir fabrikasının sesidir. Bu, bulgurun suyla buluştuğu, sabrın maharetle yoğrulduğu 'imece'nin sesidir.
Bizim içli köftelerimiz, sadece bir yemek değil; bir şehrin hafızası, bir annenin çocuklarına bıraktığı en değerli mirastır.
Nasıl mı yapıyoruz?
Antep’in köylerinden, güneşin altında kurumuş en doğal ürünleri seçiyoruz önce. İçine fabrikasyon hiçbir şey katmıyoruz. %100 dana etini, hanımlarımız tıpkı kendi evlatlarına hazırlarmış gibi özenle işliyor. Gaziantepli ev hanımları yan yana diziliyor; bir yandan eski hikayeler anlatılıyor, bir yandan o meşhur incecik kabuklar, sabırla ve adeta bir nakış gibi oyuluyor.
Her bir köftede o hanımların duasını, elinin lezzetini ve Antep’in bereketli toprağını bulursunuz. Biz sadece köfte değil, bir evin sıcaklığını paketliyoruz.
Size Nasıl Ulaşıyor?
Bu emeği korumak en az onu yapmak kadar kıymetli. Hanımlarımızın elinden çıkar çıkmaz, tazeliğini ve o ilk 'ev kokusunu' hapsetmek için donduruyoruz. Özel köpük kutularımızla, sanki o mutfaktan az önce çıkmışçasına soğuk zinciri bozmadan, Türkiye’nin neresinde olursanız olun kapınıza getiriyoruz.
Tencerenizden yükselen o mis gibi koku, sadece bir yemek kokusu olmayacak. O koku; Antep’in bir sokağı, bir kadının emeği ve çocukluğunuzdaki o gerçek lezzet olacak.
Çünkü biz biliyoruz ki; sevgiyle yapılmayan hiçbir şey, kalbe dokunmaz.
Afiyetle, muhabbetle...